26 Aralık 2007 Çarşamba

Reyting takip eden hırsızlar

Şanlıurda'da İl Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen ‘Fırtına’ adlı operasyonda, izlenme oranı yüksek dizi ve maç saatlerinde Botaş ve TPAO’ya ait petrol boru hatlarından ham petrol çaldığı iddia edilen 5 kişilik çete çökertildi.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, ekim ayında Mardin’de yaşayan 31 yaşındaki Celal Kurkmaz liderliğindeki suç örgütünün Diyarbakır, Şanlıurfa ile Şanlıurfa’nın Hilvan ve Siverek İlçeleri’nden geçen boru hatlarından ham petrol çaldıkları ve bunu istasyonlara sattığı bilgisine ulaştı. Bunun üzerine harekete geçen jandarma, ‘Fırtına’ adını verdiği operasyonla Kurkmaz’ı yakın takibe aldı. Kurkmaz’ın ham petrol hırsızlığını petrol istasyonu sahibi 42 yaşındaki Mehmet Aslan, kardeşi 39 yaşındaki Şükrü Aslan ve 34 yaşındaki Seyfeddin Elmas ve Elmas’ın amcasının oğlu 42 yaşındaki Abdülbaki Elmas ile birlikte yaptığını belirlendi. Yaklaşık 3 ay süren takibin ardından jandarma suç örgütü elemanlarının Şanlıurfa ve Mardin’deki adreslerine eş zamanlı baskın düzenlendi. Baskınlarda 5 zanlı ile birlikte ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda 1 ruhsatsız tabanca ile 47 mermi, 8 cep telefonu, 1 sayaçlı seyyar akaryakıt pompası, 1 kaynak makinası, 2 vana, 2 boru tapası, 2 boru anahtarı, çeşitli tesisat malzemeleri ile 200 litre ham petrol ele geçirildi. Malzemelere el konulurken, gözaltına alınan zanlılar ise sorgulanmak üzere İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldü.İddiaya göre, özellikle kırsal kesimden geçen TPAO ve Botaş’a ait boru hatlarını tespit eden suç örgütünün, ilk olarak boruların yüzeye yakın olan kısımlarına vana taktıkları belirlendi. Örgütün, ham petrol çalmak için ay ışığının olmadığı, yağışlı, sisli havalar ile derbi maç ve izlenme oranı yüksek dizilerin ekrana geldiği saatleri tercih ettiği öğrenildi. Petrol çalmak için kullandıkları tanker ile bölgeye giden zanlıların, yakalanmamak için önden farklı araçları eskort olarak gönderdikleri, çaldıkları ham petrolü ise işlemeden istasyonlara sattıkları tespit edildi. Örgütün yaklaşık 1 yıldır sürdürdüğü faaliyet ile devleti milyonlarca YTL zarara uğrattığı ileri sürüldü. 20-23 dakikada 20 tonluk bir tanker doldurulduğu belirlenirken, ayda bu şekilde 50 ile 100 tanker petrol çalındığı, zanlıların bir tanker petrolü istasyonlara 20-25 bin YTL arasında sattıkları anlaşıldı.

Kaynak: Habertürk

Otomatik abdest alma makinesi geliştirildi


Abdest alma otomatı, kulak, ağız ve yüz yıkama ünitesi ile kolun dirseğe, ayaklarında bileklere kadar yıkanmasını sağlayan üç ayrı üniteden oluşuyor.


Hijyenik, rahat ve çabuk abdest almayı sağlayan cihazın sudan da tasarruf sağladığı belirtiliyor. Abdest alma otomatı, hızlı ve verimli bir yıkamanın yanında, kurulama işlemini de yapıyor.


Avustralya’da, AACE WORLDWIDE şirketi tarafından satışa sunulan makinenin çok yer kaplamadığı, kurulumunun ve bakımının da çok kolay olduğu vurgulanıyor.
Kaynak: NTVMSNBC

Sarhoş Noel Babalar sinema bastı !


Üniversite öğrencisi olduğu sanılan 50 tane Noel Baba kıyafeti giymiş genç, alkol alıp sinema bastı !

Yeni Zelanda'da Noel Baba kıyafeti giymiş 50 genç bir sinemayı talan ederek kayıplara karıştı. Alkollü oldukları da gözlenen kalabalık grup, bir anda bağıra çağıra sinemaya koşmaya başladı. Film izlemeye gelenlerin korkulu bakışları arasında sinemaya giren etrafı dağıtan ve kaçan gençler polis tarafından aranmaya başladı. Fakat sinemanın güvenlik kamerasıyla çekilen görüntülerde beyaz sakallı ve şapka takmış olan gençlerin kimliği tespit edilemiyor.
Kaynak: Vatan

Danimarka Vatandaşı Olmak İçin Bu Soruları Cevaplamalısınız


Danimarka'da vatandaşlık hakkı almak isteyen yabancıların 2 yıldır tabi tutulduğu Danca dil ve kültür sınavının zorluğu yüzünden 50 bin göçmenin Danimarkalı olmaktan vazgeçtiği bildirildi. "Grönland'dan kaç vekil Danimarka Meclisi'ne seçiliyor?", "Danimarka'ya hangi tarihlerde başta Türkler olmak üzere göçmen akını başladı?", "Polis zanlıyı ne kadar süre gözaltında tutabilir?" gibi sıradan Danimarkalıların bile doğru cevap vermekte zorlanabileceği soruların sorulduğu vatandaşlık sınavı eleştirilere neden oluyor. 40 soru soruluyor Başbakan Anders Fogh Rasmussen'in liderliğindeki Liberal-Muhafazakâr koalisyon hükümeti ile hükümeti dışarıdan destekleyen aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi'nin ortak projesi olan sınav 2005'ten bu yana uygulanıyor. Danimarka'da son bir yılda yapılan iki sınav sonucunda 4 bin kişinin vatandaş olma hakkı kazandığı öğrenildi. Etnik Eşitlik Kurulu Başkanı Muhsin Türkyılmaz da Danimarka vatandaşlığına geçmenin, yabancılar için yaşadıkları toplumda kabul görme açısından zihinsel olarak büyük önem taşıdığını belirtti. Hükümete bu kısıtlamayı getirten Danimarka Halk Partisi'nin vatandaşlıktan sorumlu sözcüsü Sören Krarup ise yasayı hafifletmenin aksine vatandaşlığa geçmek isteyenlere yönelik olarak daha fazla kısıtlama getirmeyi düşündüklerini söyledi. Bu soruları bilen vatandaş oluyor -Kraliyet, bayrak, bütünlük: Danimarka monarşisinin adı nedir?; Danimarka bayrağının adı nedir?; İzlanda, Danimarka'dan hangi tarihte bağımsızlığını aldı?; Faroe ve Grönland'dan kaç vekil Danimarka Parlamentosu'na seçiliyor? -Kültür ve ananeler: Anayasa Günü hangi tarihte kutlanıyor?; H.C. Andersen hangi şehirde doğdu?; Dancanın gelişmesinde hangi ülkenin dili etkili olmuştur?; Danimarka tarihini 11. yüzyılda yazan kimdir?; Danimarka futbolda hangi tarihte Avrupa Şampiyonu oldu?; Danimarka Bayanlar Hentbol Takımı hangi tarihte Dünya Şampiyonu oldu? -Coğrafya ve toplum: Danimarka'ya hangi tarihlerde başta Türkler olmak üzere göçmen akını başladı?; Grönland'ın en büyük şehri hangisidir? Danimarka nüfusu ne kadardır?; Seatland Adası ile Jutland Yarımadası'nı bağlayan köprünün adı nedir? -Hukuk ve adalet: Danimarka'da cezai ehliyet yaşı nedir?; Ölüm cezası uygulanır mı?; Polis zanlıyı ne kadar süre gözaltında tutabilir? Danimarka ve dünya: AB'yi 1950'lerde hangi ülkeler kurdu?; Danimarka hangi ülkelerle birlikte NATO üyesidir? -Din ve kilise: Danimarka Halk Kiliseleri hangi din üzerine kuruludur?; Kilise vergisini kim öder?; Danimarka'da ikinci büyük din hangisidir?; Her grup inanç topluluğu kurabilir mi?
Kaynak: Haber Alemi

'İçinde yaşayacağım' dedi saldırdı


Çılgın aşığın kendisiyle evlenmek istemeyen sevgilisi için ilginç bir planı vardı !22 yaşındaki Kamboçya'lı bir adam liseden beri beraber olduğu 21 yaşındaki sevgilisi evlenme teklifini reddedince deliye döndü. Bir şırınga bularak kanını dolduran çılgın aşık, kızı yalnız bir anında yakalamak için beklemeye başladı. Sonunda kız üniversiteden evine dönerken amacına ulaştı. Ani bir hareketle, şaşkınlıktan donan kızın yolunu kesen çılgın aşık, elindeki şırıngayı kızın göğsüne ve kollarına batırmaya başladı. Şırıngalı saldırgan "Benimle evlenmiyorsun ama içinde yaşayacağım !" diyerek kanını kıza enjekte etti. Olaydan hemen sonra polise giden ve eski sevgilisini şikayet eden kız kontroller için hastahaneye kaldırıldı. Şırıngalı aşık ise polise verdiği ifadede "Ona olan sevgimi bir türlü göstermem gerekiyordu. Benle evlenmek istemeyince bu yol aklıma geldi. Artık kanım hep onun içinde olacak" diye konuştu.
Kaynak: Vatan

Kek tarifini mezar taşına yazdırdı


Ölene dek kimseye söylemeyeceğine dair yemin ettiği tarçınlı kekin tarifi, İsrailli aşçının mezar taşına yazıldı. Kibbutz Naan Kasabası'nda yaşayan Jaakov Topor, çok beğenilen kekin tarifini bir sır gibi saklıyordu. 93 yaşında ölen aşçının vasiyeti üzerine tarif, kasadan alınarak Topor'un mezar taşına madeni bir levhaya yazılı olarak yapıştırıldı. Topor'un torunu 'Herkes dedemin kekine hayrandı. Ama nefes aldığı sürece tarifi kimseye vermemeye and içmişti' dedi. Aşçının 75 yıldır kimseye açıklamadığı kek tarifi şöyle: 1 kilo un, 50 gram maya, bir çimdik tuz, 3 yumurta, 7 kaşık şeker, 200 gram margarin, 1.5 su bardağı süt ve tat vermek için göz kararı tarçın. (İHA)

Bir gecede göğüslerim yok olup penisim çıktı


Bugüne kadar kadın olarak yaşayan Myanmar’lı 21 yaşındaki Thin Sandar’ın bir gecede göğüslerinin küçülüp penisinin çıkarak erkeğe dönüşmesi konuşuluyor. 21 Haziran gecesi dolunayda meydana geldiği öne sürülen bu ani dönüşümü ilahi bir işaret olarak algılayan binlerce Myanmar’lı, Thin Sandar’ı görebilmek için yaşadığı köye akın ediyor.
Hayatı boyunca erkek olmak istediğini söyleyen Sandar’ın durumunu araştıran doktorlar, doğum raporunda ‘kız’ olarak görülen gencin çift cinsiyetli (hermafrodit) olduğu görüşünde. Sandar’ın şu anda tam anlamıyla bir erkeğin vücut yapısında olduğunu belirten doktorlar bu şaşırtıcı değişimin doğruluğundan emin olmak için resmi raporların beklendiğini belirtiyorlar.
Kaynak: Hürriyet

Kendini hadım etti


Restorana gelen 30 yaşlarındaki kimliği açıklanmayan adam mutfağa girerek bir bıçak kaptı ve aniden penisini kesti...İngiltere'de bir restorana giren adam mutfaktan kaptığı bıçakla penisini kesti. Londra’nın güneyinde bulunan Zizzi isimli restorana gelen 30 yaşlarındaki kimliği açıklanmayan adam mutfağa girerek bir bıçak kaptı ve penisini keserek kendisini hadım etti. Polis adamı gazla bayıltarak kontrol altına aldı. Tüm çabalara rağmen penis yerine dikilemedi.
Kaynak: Vatan

Yüzünü çamaşır suyuyla yıkadı manken oldu !


Yüzündeki sivilceler nedeniyle arkadaşları tarafından `krater ve pizza yüzlü kız' olarak çağrılan İngiliz manken 21 yaşındaki Carla Brown, çamaşır suyu ile yüzünü yıkadığını itiraf etti.Okuldaki şiddet olaylarından oldukça rahatsız olan ve yüzündeki sivilceler nedeniyle 4 yıl önce bunalıma giren İngiliz manken Carla Brown, sivilce ve aknelerden çamaşır suyu ile kurtulduğunu ardından mankenlik yapmaya başladığını açıkladı. `The News of the World' gazetesi, bugün ünlü manken Carla Brown'un, 17 yaşındayken sivilce ve aknelerinden kurtulmak için yüzünü çamaşır suyu ile yıkadığını ve daha sonra mankenlik yapmaya başladığını yazdı. Gazete, güzel mankenin okuldaki zorbalık ve şiddet olaylarınına çok üzüldüğünü ekledi.Gazetede yer alan habere göre, yüzündeki sivilce ve akneler nedeniyle bunalıma giren ve aynaya dahi bakmakta zorluk çeken Carla Brown, bu sorununu gidermek için yaklaşık 10 bin sterlin tedavi masrafı ödemesine rağmen sonuç alamadı. Bir gün, banyodaki aynanın karşısına geçen Brown, banyodaki aşındırıcı çamaşır suyu ile yüzünü temizlemeye karar verdi. Çamaşır suyunun cildini yakmasına aldırmayan Brown, öfkeyle yanaklarını yıkamayı sürdürdü. Aynı uygulamayı bir sure devam ettiren Brown, bir zaman sonra yüzündeki sivilcelerden mucizevi bir şekilde kurtulmayı başardı.Carla Brown, "Çok kötü günler geçirdim. Otobüste bazı kızlar beni `krater yüzlü' ve `pizza yüzlü' diye çağırıyordu. Kimyasal soyulma ile ilgili bir makale okumuştum ve çamaşır suyunun işe yarayabileceğini düşündüm. Hayatım boyunca yaptığım en aptalca şeydi. Hastaneye gitmem gerekirken, yüz derimin alt tabakasına kadar çamaşır suyu ile yıkamaya devam ettim. Bir sure sonra da cildim kabuk bağladı ve yıllarca gitmeyen izler kaldı" diye konuştu.
Kaynak: Vatan

Sütçünün eşeği ‘kırmızı’ yandığı zaman duruyor!


ÇANAKKALE’de 82 yaşındaki Halil Çelik’in süt güğümlerini yüklediği eşeği kavşaklarda kırmızı lambada durup, yeşilde geçiyor

Çelik, “15 yıldır belli müşterilerim var ve bunlara her gün süt götürüyorum. Emektar eşeğim, geçen 15 yıl içinde gidip-geldiğimiz güzergahı ezberledi. Trafik ışıklarına gelince yavaşlıyor. Bizim gittiğimiz yöndeki araçların kırmızı ışıkta beklediğini görünce o da duruyor. Yanımızdaki arabalar hareket edince o da yürümeye başlıyor” dedi. Çelik, yeni bir eşek aldığını, ancak huysuz çıktığını anlatırken, “Onunla şehir içi trafiğine çıkmaya korktum. İyileşen emektar eşeğime dönüş yapmak zorunda kaldım. Onunla trafikte olmak çok güvenli” diye konuştu.

Kaynak: Gazetevatan

İnanılır Gibi Değil


ABD'nin Philadelphia şehrinde iki denizaslanının yaptığı tablo, ziyaretçiler tarafından büyük beğeni topluyor.

Shedd Akvaryumu'nda suyun içindeki tuvalin karşısına geçen deniz aslanları ağızlarına aldıkları fırça ile tuvallere, usta ressamları aratmayan fırça darbeleri indiriyor. Aslanların yaptığı tablolar, 75 - 100 dolardan satılıyor.
Kaynak: Haber Alemi

Rahibin bacağını kutsal diye kesip aldılar


Rahip olmak ancak böyle başa bela açar. Hindistan'ın güneyinde 80 yaşındaki bir rahibin sağ bacağı 'sihirli güce sahip' olduğu gerekçesiyle 2 hırsız tarafından kesilip çalındı.

Andra Pradeş eyaletinin Tirupati kentinde meydana gelen olayla ilgili bilgi veren polis yetkilisi Pendakanti Dastgiri, geçen hafta 2 kişinin Hindu rahip Yanadi Kondaiah'a gittiğini ve sarhoş ettikleri rahibin 'sihirli' olduğuna inanılan sağ bacağını bir tırpanla keserek, kaçtıklarını belirtti. Köylüler tarafından bulunup hastaneye kaldırılan rahip Kondaiah ise sağ bacağının mistik güçlere sahip olduğunu ve köylülerin de psikolojik ve fiziksel hastalıkları tedavi etme gücüne sahip olduğuna inandıklarını anlattı. Köylüler, Kondaiah'ın gelecekten haberler verdiğine de inanıyor. Rahip Kondaiah ise gözyaşları içinde "Benden yardım isteyen insanlara hep iyi davrandım. Neden bana bunu yaptılar?" diyerek tepkisini dile getirdi. Polis yetkilileri, olayın arkasında başka nedenler de olabileceğini, rahibe kızan hırsızların kendisinden intikam almak için bunu yapmış olabileceklerini belirtiyor. 20 yaşlarında olduğu sanılan zanlıların, rahibin söylediklerinden bazılarının çıkması nedeniyle bacağı kesip çaldıklarının düşünüldüğü, ancak olayın zanlıların yakalanmasından sonra netlik kazanacağı belirtiliyor.

Kaynak: CHA

Hırsızın da kariyeri var


Bir mağazadan çanta çaldıktan sonra yakalanan hırsız bakın neler söyledi;

Taksim'de bir mağazadan deri çanta çaldıktan sonra kaçmaya çalışırken çevre esnafı tarafından suçüstü yakalanan hırsızlık zanlısı Erhan Y.'nin kendisini görüntüleyen basın mensubuna gösterdiği tepki görenleri hayrete düşürdü. Görevini yapan basın mensubuna polislerin önünde tehditler savuran hırsızlık zanlısı, "Bizim de kariyerimiz var. Kimse bizi böyle görmesin" dedi.Sıraseviler Caddesi 43 numarada bulunan bir giyim mağazasından deri çanta çalan hırsızlık zanlısı Erhan Y. kaçmaya çalışırken çevrede bulunan esnaflar tarafından suçüstü yakalandı. Hırsızlık zanlısı, bölge yakınında bulunan Romanya ve Belçika Konsolosluğu önündeki polis noktasına teslim edildi. İşlemleri yapıldığı sırada polis noktasında elleri kelepçeli şekilde bekletilen zanlı, olay yerine gelen basın mensubunun görüntü aldığını görünce tehditler savurmaya başladı. Basın mensubuna, "Bizim de kariyerimiz var. Kimse bizi böyle görmesin" diyen zanlının bu açıklaması polisi bile hayrete düşürdü.Erhan Y.'nin farklı konulardan pek çok sabıkası olduğu ve başka bir olaydan dolayı arandığı belirtildi. Elleri kelepçeli bir süre polis noktasında bekletilen hırsızlık zanlısı Erhan Y. daha sonra polis merkezine götürüldü.

Kaynak: İnternet Haber

26 yaşında 10 kocası var!


Oturum hakkı olan kadın, oturum izni sağlayacağı vaadiyele 10 erkekle evlendi...

ABD'de para karşılığında 10 erkekle evlenen 26 yaşındaki Kübalı Eunice Lopez yakayı ele verdikten sonra tutuklandı. Olay ortaya çıktıktan sonra araştırma yapan ABD Göçmen Bürosu, kadının yurtdışında başka erkeklerle de evlilik yapmış olabileceğini açıkladı. Kübalı Lopez 2002 yılında oturum izni elde ederek ABD'nin Florida eyaletine yerleşti. 5 yıl içinde 10 erkekten para alarak onlara oturum izni sağlayacağını söyledi. Olayı araştıran savcı erkeklerden hiçbirinin oturum izni olmadığını ve kadın tarafından dolandırıldığını belirtti. Lopez'in hapisten çıkması için 18 bin dolar kefalet ödemesi gerekiyor.
Kaynak: Haber 101

Erkek döven KADINLAR


Bir örgüt kurdular, erkeklerin kabusu oldular. Korkmayın! Türk değiller...

Hindistan’da her yıl yaklaşık 10 bin kadın namus cinayetine kurban gidiyor, onbinlerce kadın da şiddet görüyor ve tecavüze uğruyor. ‘Pembe Örgüt’ adı altında toplanan kadınlar, haklarını aramanın çaresini, polis de olsa tüm erkekleri sopalamakta buldu.Hindistan’da kadınlar, ülkenin en önemli sorunu cinsiyet ayrımcılığı, kadına şiddet, tecavüz ve namus cinayetleriyle mücadele için “Pembe Örgüt” anlamına gelen “Gulabi Gang” adı altında toplanmış. Pembe, Hindistan kültüründe yeri olduğu seçilmiş. Pembe sariler giyen kadınlar, mücadele için de ilginç bir araç seçmiş: Sopa! Pembe Kadınlar, Hindistan’da haklarını sopayla arıyor. Gulabi Gang’in lideri Sampat Pal “Bizi hor görenlere ve acımasız erkeklere karşı sözler yeterli kalmıyor. Bu nedenle Hindistan sopalarıyla, kadınlara kendilerini nasıl koruyacaklarını öğretiyoruz ve bize saldırmaya kalkanları dövüyoruz” dedi.

SOPALI KADINLAR!

Sampat Pal mücadelelerini şöyle anlatıyor: 'Ailem, okula gitmeme izin vermedi. Ben de kendi kendime okuma ve yazma öğrendim. 12 yaşındayken ailemin zoruyla evlendim. Hindistan’da bu çok normal, çok küçük yaşta aileler çocukları evlendiriyor. Küçücük kızlar namus cinayetine ve şiddete maruz kalıyor. Ben de ailemle çok sorun yaşadım, bu işi yapmamı kabullenmediler. Fakat şimdi neden kadınları korumak istediğimi daha iyi anlıyorlar. 25 yaşından beri kendim ve kadınlar için mücadele veriyorum.
'PEMBELERİ GİYİYOR, SAVAŞIYORUZ'
Hindistan’da kadınların durumu çok zor. Hükümet ve NGO’lar kılını kıpırdatmıyor. Bir şeyler yapmak istedim ve sonunda bu örgütü kurdum. İki yıl içinde 2 bin üyeye ulaştık. Sayımız her gün artıyor. Kadınların haklarını korumak için hükümete karşı savaşıyoruz. Hepimiz pembe sariler giyiyoruz ve sopalarımız elimizde protestolar gerçekleştiriyoruz.
'SOPA SÖZDEN ETKİLİ
Polis, kadına şiddet uygulamış bir adamı tutuklamayıp serbest bırakınca, biz de emniyet müdürlüğüne baskın yaptık ve polisi dövdük. Sopa etkili oldu, çünkü sözlerle anlatmak yeterli olmuyor. Ama amacımız sadece gidip erkekleri dövmek değil, hakkımızı aramak. Kadınlar bize sorunlarını anlatıyor ve tüm üyeler oturup tartışıyoruz, çözüm yolu arıyoruz.

POLİSİ DÖVDÜK VE ARTIK BİZDEN KORKUYORLAR
Hükümet adaletsizlik ve yolsuzluk yapıyorsa, o zaman sopalarımızla dövüyoruz. Ayrıca protesto gerçekleştirirken artık polisler yanımıza yaklaşamıyor. Önceden polisler de bizi dövmeye kalktı. En büyük adaletsizliği polisler yapıyor. Suçlu bir adamı serbest bırakıyor; kadına şiddet uygulamış veya tecavüz etmiş olsa da fark etmiyor. Neden; çünkü polisler de erkek. Polislere karşı bu yüzden savaş başlaştık ve onları dövdük. Şimdi durum daha iyi. Bizimle anlaştılar ve kanunlara aykırı davranmayacaklarına dair söz verdiler.
DEMOKRASİ İÇİN SAVAŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Biz demokrasi istiyoruz ve bu yüzden savaşmak zorundayız. Başka çare yok. Çünkü kadınlar yıllardır bu işkenceyi çekiyor. Eşitsizlik, adaletsizlik, yoksulluk, şiddet, tecavüz, töre cinayeti... Kadınlar bunları hak etmiyor. Ancak anayasada değişiklikler sağlarsak, bu sorunlar çözülebilir. Savaşımıza devam edeceğiz. (Kaynak:NTVMSNBC)

14 yaşında 2. kez çocuk doğurdu


Kendisine tecavüz eden üvey babasından bir çocuğu olan H.K., geçen yıl evlendirildiği nikahsız eşinden yine bir erkek çocuğu dünyaya getirdi.

Samsun’da 4 yıl önce henüz 10 yaşındayken üvey babasının tecavüzü sonucu bir erkek çocuk dünyaya getiren H.K.’nın, geçen yıl evlendirildiği nikâhsız eşi Gökhan Karaçal’dan (24) bir oğlu daha oldu. İkiyüz Evler Mahallesi’nde ailesiyle birlikte oturan H.K., 2003 yılında üvey babası Erkal K.’nin (37) tecavüzüne uğradı.

Küçük kız hamile kalınca olay ortaya çıktı. Samsun 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Erkal K., 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. H.K., oğlunu çocuk yurduna verdi. H.K. geçen yıl annesinin de etkisiyle hamallık yapan Gökhan Karaçal ile gayriresmi olarak evlendirildi. Nüfus kayıtlarında 14 yaşında görülen H.K. bir erkek çocuk daha dünyaya getirirken Karaçal mahkemelik oldu. Samsun 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde “15 yaşından küçük kızla rızasıyla cinsel ilişkiye girmek” suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle tutuksuz yargılanan Karaçal yaptığı savunmasında, “H.K.’yi seviyorum. Ancak yaşının bu kadar küçük olduğunu bilmiyordum. Kendi rızasıyla ilişkiye girdik. Yaşını doldurunca da evleneceğiz” dedi.
Duruşmaya gelmeyen H.K. ise “Annemin isteği üzerine imam nikâhıyla evlendik. Gökhan’dan şikayetçi değilim. Kendi isteğimle onunla ilişkiye girdim” dedi. Duruşma ertelendi. Anne Perihan Y., “Komşular kızımın dedikodusunu yapmaya başladı. Kızımı korumak için gayriresmi olarak evlendirdim. Gökhan’dan da şikayetçi değilim” dedi

Kaynak: Vatan

Genç Kızın Annesinden İntikamı


İngiltere’nin Bristol kentinde yaşayan Shelley Buddington, belki de bir genç kızın başına gelebilecek en kötü deneyimi yaşadı.

Geçen hafta okuldan sonra sürpriz yapmak için haber vermeden annesinin evine giden 22 yaşındaki Shelly, yukarı kattan seslerin geldiğini duydu.

Genç kız, “Yavaş, ellerin buz gibi... Beni gıdıklıyorsun... Ne haylaz şeysin sen öyle.... Bir yakalanırsak var ya...' gibi konuşmalar duyunca merakla annesinin odasına girdi.
43 yaşındaki annesi Lesley Buddington ve nişanlanmayı planladığı 22 yaşındaki sevgilisi Andrew aynı yataktaydı.

Buddington, hemen cep telefonunu çıkardı ve olayı fotoğrafladı. Sonra “annesinin can havliyle yarı çıplak bir şekilde yataktan kaçarkenki görüntülerini' Facebook’taki sayfasına koydu.
Pişkin nişanlı ise “Ben onları zorlamadım ki. Siz de benim yerimde olmak isterdiniz, beni kandırmayın'dedi.

Kaynak: Habervitrini.Com

Yeniden doğmak için öldü


Gariplikler ülkesinden son haber bu! Rahip, yeniden doğmak için intihar etti.

Hindistan'da bir rahip, iki gün sonra yeniden doğacağını söyleyerek kendisini öldürdü. Polis, Manoj Baghel adlı Hindu rahibin, Chhattisgarh eyaletinin Raigarh bölgesindeki tapınakta, yandaşlarından oluşan bir grubun önünde kendisini zehirlediğini söyledi. 25 yaşındaki rahibin hastaneye kaldırıldıktan sonra öldüğünü kaydeden polis, olayın kayıtlara intihar olarak geçtiğini, ancak yandaşlarının rahibin tapınağa geri döneceğinde ısrarlı olmaları yüzünden, cesedin otopsiye alınamadığını, olacakları görmek için beklediklerini kaydetti. Polis, kalabalığın bu akşama kadar dağılmasını beklediklerini de bildirdi.
Kaynak: İnternet Haber

Şimdi de seksomniyak hastalığı yaygınlaşıyor


ABD’de yaygınlaşan "seksomniyak" hastalığı, giderek adından daha çok söz ettirmeye başladı. Uyurgezerlik gibi bir rahatsızlık olan seksomniyak hastası bir kişi, uzmanların belirttiğine göre "yürür gibi seks de yapıyor". ABD’de bazı tecavüz vakalarında bu hastalık dikkate alınmaya başladı. VANESSA Otts, sık sık ve gecenin orta yerinde, "uyku halindeki" kocası Tyson Otts’ı zor ve cebir kullanarak kendisiyle seks yapmaya çalışırken buluyor. Tyson ise uyandığında bunların hiçbirini hatırlamıyor. Tyson Otts, uyumaya başladıktan sonra seks yapmayı seviyor, uyandığında ise "Ben böyle birşey yapmam, olamaz" diye diretiyor.
DERİN UYKU SIRASINDA
Uzmanlar, bu duruma "seksomniyak hali" adını veriyorlar. Ünlü Cleveland Kliniği’nden Nancy Foldvary, "Bu durum çok ciddi" diyor ve sorunun giderek yayıldığına işaret ediyor. nancy Fodvary, derin uyku durumda olan birinin "yürüdüğü gibi seks de yaptığını" ve mahkemelerin bazı tecavüz vakalarında bunu dikkate aldığını ifade etti. New Hampshire Üniversitesi’nden Mike Mangan da, "İnsanlar uyku halinde her türlü çılgınlığı yapabilir" dedi.
KORTEKS KAPALIYKEN
Uzmanlara göre bu ciddi sorun, "vücut" ile "beyin" arasındaki bağlantının kopmasından kaynaklanıyor. Mike Mangan, "Seks arzusuyla hareket eden vücut, beynin korteks bölümü kapalı durumdayken harekete geçiyor ve kişiyi yönlendiriyor" diyor. Korteks, beynin insan davranışlarının rasyonel denetiminden sorumlu bölümü.
KADINLARDA DA VAR
Kadın erkek çok sayıda kişinin bu sorunu doktora götürmekten kaçındığı ifade ediliyor. Lori ve Bob Norman çifti, gündüzleri çok mutlu ve barışçıl bir yaşam sürdürüyorlar. Ancak gece oldu mu hayat değişiyor. Lori, sık sık kocasını kendisine vururken durdurmak zorunda kalıyor. Bob Norman, uyurken eşini tekmeliyor ya da yastıkla vuruyor. Norman çifti, önce yataklarını değiştirdi, sonra da ayırdı. Gündüzleri meditasyon yapan Bob, geceleri "Eşi için dehşet verici bir yaratık" haline geliyor.
PARKİNSON HABERCİSİ
Doktorlar, Bob Norman’ın sorununa "RBD" tanısı koydu. Uykunun "REM" diye adlandırılan kesitinde insanlar paralize oluyor. Ancak, RBD sorunu olanlarda bu mekanizma çalışmıyor ve gördükleri rüya ya da kábusu hareket ederek yaşama geçirebiliyorlar. Nancy Foldvary, "Bu bir uyku hastalığı. Uyanmıyor. Rüyasına göre eşini düşman gibi görebiliyor" dedi. RBD’nin çok daha ciddi olan Parkinson hastalığına giden yolda "bir durak" olduğu da belirtiliyor. Nancy Fodvary, uyku halindeki şiddetin diğer hastalıkların habercisi olduğunu kaydetti. Uyku halinde seks ve şiddet sergileyenler için bazı ilaçlar mevcut, ancak bu ilaçların etkileri hálá çok sınırlı. Öyle ki, yataklarını ayırmış olmalarına rağmen, gündüzlerin barış dolu adamı Bob Norman, uykusu sırasında, eşi Lori’nin yatağına kadar gidip karısını tekmelemeye devam ediyor.
Kaynak: Hürriyet

Kuş pisliğine bastı, 6 milyon dolar kazandı


ABD’nin New York kentinde, güvercin pisliğine basıp düşerek yaralanan kapıcı, 6 milyon dolar tazminat kazandı.

New York Post gazetesinin haberine göre, 1998 yılında metroya girerken güvercin pisliğine basıp yuvarlanan ve merdivenlerden düşerek boynunu ve burnunu kıran 56 yaşındaki kapıcı Shelton Stewart, tazminat davasında haklı bulundu.
Kapıcıya önce 7,67 milyon dolar tazminat ödenmesine karar veren mahkeme, önündeki pislikten sakınmadığı için yüzde 20 oranında kusurlu bulduğu kapıcıya 6 milyon dolar ödenmesine hükmetti.Tazminat kazanan kapıcı, bu parayla ev alacağını ve kızlarıyla torununu Florida’ya eğlence parkına götüreceğini söyledi.
Kaynak: NTVMSNB

'Kızıl Rusya'ya kırmızı kar yağdı

Bir zamanların Kızıl Rusya'sı yine kırmızıya büründü. İnsanların panikle polisi birimlerini telefon yağmuruna tutması üzerine, yetkililer televizyondan açıklama yaparak halkı sakinleştirmeye çalıştı. Meterologlar, Moğolistan'daki çölden kalkan tozların kuvvetli rüzgarında etkisiyle hortum şeklinde kuzeye ilerlediğini ve kar yağışına karıştığını açıkladı. Kırmızı karın Güney Kore'yi etkisi altına alan sarı karla eş zamanlı yağması uzmanların dikkatini bu bölgeye çekti.

Kaynak: Yeni Şafak

Hakem önce kart sonra silah çekti!


Malezya'da bir futbol hakemi, kırmızı kartla oyundan attığı futbolcunun takım arkadaşlarının sert itirazlarından kurtulmak için tabancasını çekerek havaya ateş açtı.
Aynı zamanda polis memuru olan hakem bir oyuncuyu kırmazı kartla oyundan attıktan sonra takım arkadaşlarının sert itirazları ile karşılaştı. Hakem bunun üzerine, park halindeki polis aracına gidip tabancasını aldı ve kendisini taciz eden oyuncuları dağıtmak için havaya ateş açtı.
New Straits Times gazetesinin haberine göre polis hakem, ''ateşli silahı gereksiz kullanmak'' şüphesiyle gözaltına alındı.

Ülkenin güneyindeki Johor eyaletinin polis şefi Hüseyin İsmail, ''polis memurunun silahı çekip ateş açmasını gerektirecek bir durum olup olmadığını, ayrıca maça giderken niçin silahını yanına aldığını araştırıyoruz" dedi. Haberde 23 ila 40 yaşlarındaki 5 futbolcunun da sorgu için gözaltına alındıkları ve kargaşa çıkarmakla suçlanabilecekleri belirtildi.

Kaynak: Haber 7

12 dakikada 49 sosis yedi


4 temmuz bağımsızlık günü Amerika Birleşik Devletleri'nde renkli gösterilerle kutlandı.Ama şüphesiz gösterilerin en ilgi çekici olanı, "Sosisli sandviç" yeme yarışması oldu.

Yarışma öncesinde sosisler hazırlandı ve yarışmacılar birbirlerine başarılar dileyerek masadaki yerlerini aldı.Başlama düdüğünün çalması ile ortaya ilginç manzaralar çıktı.
Zayıf, şişman çok sayıda kişinin katıldığı yarışmada, herkes bir tane daha fazla sosisli sandviç yiyebilmek ve birinciliği kazanabilmek için çabaladı.

Yarışmacılar çoğu zaman sosisli sandviçleri çiğnenmeden yedi.
İzleyenlerin favorisi, şişman yarışmacılardı.

Ancak , 27 yaşındaki Japon yarışmacı Takeru Kobayaşi rakiplerini oldukça zorladı.
Ve Kobayaşi, yarışma sonunda 12 dakikada 49 sosisli sandviç yiyerek birinci oldu.
Bu, 65 kilo olan Japon yarışmacının ilk başarısı değil...

Geçen sene 4 Temmuz kutlamalarında da birinci olan Kobayaşi o gün 53 sosisli sandviç yiyerek rekor kırmıştı.
Kaynak: TGRT Haber

Uçaktan paraşütsüz atladı


Dünyanın en çılgın sporcularından Travis Pastrana, gökyüzünde adeta ölümle dans etti. Sporcu, 4 kilometre yükseklikten paraşütsüz atladı. Pastrana, yine kimseyi şaşırtmadı ve uçaktan üzerinde sadece şort ve çorapla atladı. Pastrana, 3810 metre yükseklikteki uçaktan paraşütsüz atladı. Karın üstü ve kollarını yana açarak düşüşünü yavaşlatmaya çalışan Pastrana'yı havada, aynı uçaktan atlayan üç paraşütçü yakalayarak yere güvenli indirdi. Travis Pastrana, ölümle dans ettiği denemelerine bir yenisini ekledi.

'ARKASINDAN YAKALADIM'

Kendisine havada eşlik edecek paraşütçü bulmakta zorlandığını itiraf eden Pastrana, "Bu ağır sorumluluğu sadece Porto Riko'da ekstrem atlayışlar yapan paraşütçüler kabul etti" dedi. Onu kurtaran paraşütçülerden Scott Palmer deneyimi "Arkasından atlayıp, hızla ona doğru yöneldim. Arkasından tutarak yumuşak bir iniş yapmasına yardımcı olduk" diye anlattı.
Kaynak: İnternethaber.Com

‘Anketçiyim’ diyerek 8 kadına tecavüz etti


ANKARA Keçiören’de bir haftadır süren tecavüzcü dehşeti sona erdi. Polis, düzenlediği operasyonla evine girdiği kadınlara bıçak zoruyla tecavüz ve gasp ettiği iddiasıyla 23 yaşındaki C. A.’yı Yunus Emre Caddesi üzerinde gezerken kıskıvrak yakaladı.
EVLİ VE EŞİ HAMİLE
Tecavüz zanlısı C.A.’nın kendisini bir devlet kuruluşunun görevlisi anketör olarak tanıtarak kapıyı açtırdığı ve ‘kocanız evde mi?’ sorusuna, ‘evde yok’ yanıtını veren kadınları kurban seçtiği belirlendi. Zanlının ev kadınlarına tecavüz ettikten sonra ziynet eşyalarını da gasp ettiği ileri sürüldü. Bir hafta içerisinde 8 kadına tecavüz ve tacizde bulunduğu belirtilen zanlının evli ve eşinin de 6 aylık hamile olduğu bildirildi. Girdiği evlerden birisinde bir kadına iki yaşındaki çocuğunun gözleri önünde tecavüz ettiği iddia edilen C. A.’nın evine girdiği bir başka kadına da kadının ‘hamile’ olduğunu söylemesi üzerine tecavüzden vazgeçtiği de öğrenildi. Etimesgut’ta oturan C.A.’nın tanınmamak için Keçiören’i tercih ettiği bildirildi.
Kaynak: Akşam Gazetesi

120 kiloluk pitonu evde besliyorlar


Kamboçya'nın Kandal eyaletindeki Sit Tbow köyünde yaşayan bir ailenin evinde alışılmadık bir misafir var. Tam 120 kilo ağırlığında ve 6 metre uzunluğunda bir piton yılanı. 6 yıl önce ailenin evine giren piton yılanı artık hane halkından biri haline gelmiş. İlk geldiğinde yarım metreden daha kısa olan pitonun en yakın dostuysa ailenin 6 yaşındaki oğlu Sambat Oeun. 3 aylıkken pitonla tanışan ve haşır neşir olan Sambat, şimdi 120 kiloluk yılanı ailesinden biri olarak görüyor.
KÖYLÜLERİN DE SEVGİLİSİ HALİNE GELMİŞ
Köylüler, 6 yaşındaki Sambat ve piton arasındaki dostluğu görmek için ailenin evine akın ediyor. Köylüler, pitonun kutsal olduğuna ve hastaların iyileşmesine yardımcı olacağına da inanmaya başlamış. Yılana Şans adını veren aile, bazı hastaların piton sayesinde iyileştiğini söylüyor.
Kaynak: Haber101.com

Annesinin Cesediyle Yedi Yıl Yaşadı


Tayvan'da bir adamın, "öldükten sonra yeniden dirilmesini beklediği" annesinin cesediyle 7 yıldan fazla süre birlikte yaşadığı ortaya çıktı.

Tayvan polisi, 55 yaşındaki Lin Chun-jan'ın, annesini gömmeme nedenini, "annesinin yeniden hayata dönmesini beklediğini" söyleyerek açıkladığını belirtti.

Lin Chun-jan'ın annesinin, Mart 1999'da Kuijen'deki evinde öldüğü belirtiliyor.
Kaynak: Haberalemi.net

'Bakıyor' diye öldürdü


Fatih'te evinde babasını dövdükten sonra yoldan geçen bir kişiyi döverek öldürdüğü ileri sürülen şüpheli gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, Muratpaşa Mahallesi Millet Caddesi Selçuk Sultan Cami Sokak'taki evinde tartıştığı babası Ayhan A'yı döven Bircan A. (25), sabah saatlerinde evinin penceresinden bakarken yoldan geçen ve elindeki ilaçlarla hastaneye giden Muammer Edip Erdem'e (43) ''Ne bakıyorsun?'' diye laf attı. Daha sonra sokağa inen Bircan A. ile Erdem arasında kavga çıktı. Erdem'i döverek öldüren A, olay sonrası tekrar evine giderek banyo yapıp üzerini değiştirdi ve olay yerine gelen polislere cinayeti kendisinin işlediğini söyledi. Gözaltına alınarak Şehremini Polis Merkezi'ne götürülen A'nın, babasını dövdükten sonra canının sıkıldığını ve pencerede sigara içtiğini anlatarak, ''Bana bakınca sinirlendim ve öldürdüm'' dediği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturmayı sürdüren polis, Bircan A'ın annesi Ayşen A. ile dövdüğü ifade edilen babası Ayhan A'nın da ifadesine başvurdu. Bircan A'nın daha önce hapis cezası aldığı ve psikolojik tedavi gördüğü öğrenildi.
Kaynak: Showhaber.com

Bu da SMS hastalığı!


Genç bir kız SMS hatalığına yakalanmış... İşte hastalığın belirtileri!

Yeni Zelanda'da bir gencin, cep telefonuyla günde en az 100 mesaj çekmekten elinde su topladı. Otago Üniversitesi'nde diş hekimliği bölümünde okuyan Fleur de Vere Beavis (20), birkaç ay önce sağ elinin başparmağında ağrı hissetti. Genç kız, ağrıların dayanılmaz bir hal alması üzerine doktora başvurdu. Tetkikler sonucunda Beavis'in sağ elindeki tendonların çevresinin su topladığı saptandı. Yeni Zelandalı uzmanlar, genellikle sürekli aynı işi yapan işçilerde veya güreşçilerde görülen "tenosinovit" teşhisi koydu. Başparmak ile bilek arasındaki tendonlarda iltihapların oluştuğunu ve burayı saran tendonların suyla dolduğunu kaydeden doktorlara göre, mesaj çekerken sürekli başparmağın kullanılması.

ARTIK SOLUNU KULLANIYOR

Uzmanlar, Beavis'in günde 20 ile 100 mesaj gönderdiğine ve her bir mesajın da ortalama 150 karakterden oluştuğuna dikkat çekti. İlaç tedavisinin yanında Beavis'e, dinlenme ve mesaj yollamaktan çok telefonla konuşmayı tercih etmesi gerektiği tavsiye edildi. Ancak bu uyarıları dinlemeyen genç kız artık sol eliyle mesaj çektiğini belirterek, "Konuşarak işimi halledemem" dedi.

Kaynak: Vatan

DONARAK ÖLEN DİLENCİNİN BANKA HESABINDA SERVET ÇIKTI


Sivas'ta donan dilenci Kazım Ceylan'ın banka hesabından 60 bin YTL çıktı, evinde 10 bin YTL bulundu.

Sivas'ın Hafik ilçesine bağlı Yeniköy'de oturan ve dilencilik yaptığı belirtilen Kazım Ceylan (63), köy dışında donarak yaşamını yitirdi. Ceylan'ın cesedi, köy yakınlarındaki arazide bulundu. Ceylan'ın banka hesabında 60 bin YTL olduğu belirlenirken, evinde de sigara jelatinine sarılı 10 bin YTL civarında para bulundu.

Yine Hafik'e sağlı Adamlı köyünde oturan ve akli dengesinin yerinde olmadığı belirtilen Aygül Polat da (34), soğuktan donarak yaşamını yitirdi. Polat'ın cesedi sabah köyde birlikte yaşadığı annesi tarafından ahır kapısının önünde bulundu. Polat'ın gece annesinden habersiz dışarı çıktığı ve içeri giremeyince donarak öldüğü kaydedildi.

Kayseri Develi'de de, 40 kilometre mesafedeki kent merkezine yürüyerek gitmek isteyen Mustafa Yılmaz yolunu kaybetti ve donarak öldü. Yılmaz'ın cesedi, donmak üzereyken kurtarılan arkadaşının ihbarıyla bulundu.

Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde de, 19 Aralık'ta kaybolan engelli Erkan Yamaner'in (13) cesedi bulundu. Taşkazan mevkiinde dere kenarında cesedi bulunan Yamaner'in evden ayrıldıktan sonra donarak öldüğü tespit edildi.

Donarken kurtarıldı
Sivas'tan Kayseri'ye gelen Süleyman Karakoç da yanlışlıkla otobüsten indiği İncesu'dan kent merkezine yürümek isteyince donma tehlikesi geçirdi. Yaklaşık 30 kilometrelik yolu yürümeye çalışan Karakoç ayakkabıları parçalanmış ve ayakları morarmış halde bulunarak hastaneye kaldırıldı.

İzmir Bornova'da, grip olan kızını ve eşini daha sıcak olduğu gerekçesiyle kayınpederinin evinde bırakıp evine dönen Rıfat Gül (32), önceki gece kömür sobasından sızan karbonmonoksit gazından zehirlenerek yaşamını yitirdi. Gül'ün, kızının doğum günü nedeniyle dün akşam için eğlence düzenlemeyi planladığı öğrenildi. Kayseri ve Eskişehir'de yine sobadan sızan gazdan zehirlenen 7 kişi hastanelere kaldırıldı.

Doğu dondu
Doğu Anadolu'da da hava sıcaklığı önceki gece sıfırın altında olmak üzere Erzurum'da 22, Ağrı'da 19, Adahan'da 18, Iğdır'da 9, Kars'ta 8 derece olarak ölçüldü. Çok sayıda ev ve işyerindeki su saatleri donarken, yoğun sis de zaman zaman ulaşımı aksattı.

Sis etkili oldu
Sivas'taki Hafik ve Tödürge gölleri de, soğuk hava nedeniyle buz tutarken, Bolu'da buz tutan süs havuzu içindeki bir güvercin donarak telef oldu. Edirne, Çorlu, Düzce ve Afyonkarahisar'da da etkili olan sis nedeniyle görüş mesafesi zaman zaman 15 metreye kadar düştü, Çanakkale Boğazı çift yönlü olarak transit gemi geçişlerine kapatıldı.
Habervitrini.com

25 Aralık 2007 Salı

Sarı ışıkta korna çalanlar derneği kuruldu


Kayseri`de `Sarı Işıkta Korna Çalanlar Derneği` adıyla yeni bir dernek kuruldu. İlginç isimli derneği kamuoyuna tanıtan Başkan Kamil Korna'nın hedefi tüm türkiye

Türkiye'de taşıt sayısının her geçen gün çığ gibi arttığını, bunun doğal sonucu kırmızı ışıktan sonra sarı yanar yanmaz kornaya basanların sayısının hızla yükseldiğini hatırlatan Korna, bu şoförlerin hepsini müstakbel ve doğal üye addettiklerini söyledi. Korna açıklamasını şöyle sürdürdü: "Resmen kuruluş işlemlerini dün tamamlamamıza rağmen bir gün içerisinde 500'e yakın üye kaydettik. Dün, Emniyetteki işlerim biter bitmez arabamla müstakbel üyelerimizi tespit için çeşitli cadde ve kavşakları dolaştım. Doğrusu potansiyelimizin umduğumdan fazla olduğunu söyleyebilirim. Özellikle minibüs şoförlerimizin bu konuda çok duyarlı olduklarını, bırakın sarıyı yayalara kırmızı yanar yanmaz yani kendilerine henüz sarı yanmadan kornaya 'dat dat' diye bastıklarını sevinçle gördüm." Toplantıda ilginç bir anısını da anlatan Kamil Korna "biliyorsunuz sarı ışıkta kornayı en öndekileri uyarmak amacıyla arkadaki şoförler çalar. İşin raconu böyledir. Ancak Düvenönü'nde rastladığımız beyaz Reno'nun şoförü, en önde olmasına rağmen sarı ışıkta korna çaldı. Merakımdan takip edip ilk durduğum yerde bu hareketinin sebebini sorduğumda 'ben de arkadakileri uyarıyorum abi! Yani sarı ışıkta korna çalma geleneğimize yeni bir ruh kazandırdım' dedi." şeklinde konuştu. Başkan Korna, bir gazetecinin "acaba ülkemize ve şehrimize gelen yabancılar bu durumu nasıl karşılıyorlar?" şeklindeki sorusuna da "Valla, onlar bize özgü bu güzel örf ve adetimize henüz alışamadılar. Garipler, Türkiye'de sarı ışığın 'korna çal' anlamına geldiğini hala bilmiyorlar." cevabını verdi.
Haber 7

Kaddafi'yi Paris'te 30 bakire korudu


Libya lideri Kaddafi, dediğini yaptı. Bohem yaşamların şehri Paris'e bedevi çadırı kurdu. Kaddafi, misafirlerini bu çadırda ağırlayacak.

Son zamanlarda bıraktığı top sakalı ve hip-hop yıldızı tavırlarıyla dikkat çeken Kaddafi, 34 yıl aradan sonra ilk kez Fransa’ya resmi bir ziyarette bulundu. Paris’e içinde 30 bakire kızdan oluşan korumaların da bulunduğu 400 kişilik bir ekiple gelen Kaddafi, 5 uçakla kente indi.

5 gün kalacağı 19’uncu yüzyıla ait Marigny Hoteli’nin bahçesine bedevi çadırı kurduran Kaddafi, misafirlerini bu çadırda ağırlayacak. Çadırı düzenleyen yetkililer, “Libya’dayken çadırı soğuturduk. Ama Paris’te özel bir sistemle ısıtacağız. Ayrıca, çadırla otel arasına kırmızı halı serdik. Oteldeki lüks koltukları da çadıra taşıdık. Otelin önünde Libya’dan getirilen limuzinler her an hazır bekliyor. Çok sevdiği devesi de kentte” dedi. Geçen yıl Etiyopya’daki Afrika zirvesine giden Kaddafi, bu kez Sheraton Oteli’nin bahçesine çadırını kurdurmuş, taze süt için de devesini çadırın önüne bağlamıştı. Nicolas Sarkozy, İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Rama Yade’yle görüştü. Kaddafi’nin gelişine karşı çıkan Yade, açıklama yapmadan saraydan ayrıldı. Haberciler, ‘Sarkozy’nin, Yade’nin açıklamalarından duyduğu memnuniyetsizliği aktarmış olabileceği’ yorumunu yapıyor. Yade, “Her şey ticaretle açıklanamaz, insan hakları için garantiler alınmadıkça ihaleler imzalanmamalı” demişti. 10 milyar euroluk anlaşma için gelen Kaddafi’nin listesinde ise şunlar var: Değeri 3 milyar doları aşan Airbus yolcu uçakları, Fransız yapımı Rafale savaş uçakları, askeri donanım, bir nükleer reaktör, 300 milyon euro değerinde elektrik altyapısı...
Ensonhaber.com

Meşhur Türk icatları rehberi


Tıptan bilişime, ulaşımdan tekstile kadar pek çok alanda ilklere imza attılar, isimlerini dünyaya duyurdular. Kiminin adı tanımladığı hastalığa verildi, kimininki dünyada yeni keşfedilen bir böceğe... Bir milletvekilinin "Resepsiyonist ol" dediği bilim adamı ise Amerika'da nam salarak iki kez R&D (Ar-Ge) Ödülü aldı... İşte o çılgın Türklerden birkaçı ve dünyamıza kazandırdıkları...
Adı bizden...Türklerin dünyaya armağanı olan yoğurdun ilk defa nasıl yapıldığına dair kesin bir bilgi yok. Ancak bu kelimeye Kaşgarlı Mahmut'un eseri Divânı Lügati't Türk'te rastlıyoruz. Günümüzde tüm dünyanın 'yoghurf olarak tükettiği yoğurdun Avrupa'ya yayılış hikayesine de Fransız tıp tarihinde rastlanıyor: 16'ncı yüzyılda Fransa krallarından I. Fransuva ateşli ishal hastalığına yakalanır. Hiçbir doktorun tedavi edemediği kralı Osmanlı İmparatorluğu'ndan gelen bir doktor yoğurtla tedavi eder. Böylece yoğurt daha geniş bir coğrafyada tanınıyor.
Dünya döndükçe o da dönecek...Namı tüm dünyaya yayılan 'döner kebabı', 19'uncu yüzyılda kömür ızgarasını ayağa diken Bursalı İskender Usta tarafından geliştirildi. 1960'larda Batıya işçi olarak giden Türkleraracılığıyla Avrupalılarla tanışan döner, bugün Turkish Kebap' adıyla en sevilen tatlar arasında. 2000'li yılların başında Türk gıda firmaları tarafından dondurulmuş ürün olarak tüketicinin beğenisine sunulan dönerin tavuk ve hindi olmak üzere iki çeşidi daha var artık.Tıp literatürüne geçti: Hulusi BehçetTürk akademik dünyasında profesör unvanını alan ilk kişi olan Hulusi Behçet'in tanımladığı deri rahatsızlığı, 'Behçet Hastalığı' olarak dünya tıp literatürüne geçti. Ağız ve gözde iltihaplanma ve genital bölgede yaraları bulunan üç hasta üzerinde araştırma yapan Behçet, bu şikayetlerin yeni bir hastalığın işareti olduğunu fark eder. Bu konudaki görüşlerini 1937'de 'Dermatologische Wochenschrift'e yazar. Hastalık, 1947 yılında Zürih Tıp Fakültesi'nden Prof. Mischner'in Uluslararası Cenevre Tıp Kongresi'nde yaptığı bir öneriyle 'Morbus Behçet' olarak adlandırılır ve literatüre geçer.

Cahit Arf ve teoremi...Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli matematikçilerden olan, 1997'de kaybettiğimiz Ordinaryüs Profesör Cahit Arf, doktorasını yapmak için gittiği Almanya'da matematikçi Helmut Hasse ile birlikte önemli çalışmalar yaptı ve bu çalışmalar sonunda matematikte 'Hasse-Arf Kuramı'nı geliştirdi. Arf Değişmezi, Arf Halkaları ve Arf Kapanışları olarak adlandırılan terimleri bilim dünyasına kazandırdı...

DÜNYANIN İLK ARABA VUPURU SUHULET

Denizcilik tarihine 'dünyanın ilk araba vapuru' olarak geçen Suhulet, 1872 yılında Boğazın iki yakasını bir araya getirmek, İstanbulluların ağır yüklerini taşımak için yaratıldı. Adı Namık Kemal tarafından konulan ve 'kolaylık' anlamına gelen Suhulet, Şirket-i Hayriye Müdürü Hüseyin Haki Efendi, Umum Müfettişi İskender Bey ve Hasköy Tersanesinin baş mimarı Mehmet Bey tarafından tasarlandı: Londra'daki bir tersanede de hayat buldu.
Saatte 7 mil hız yapan Suhulet, emekliye ayrıldığı 1958 yılına kadar Sirkeci-Harem hattında yazlıkçıların eşyasından Merkez Bankası'nın altın sandıklarına kadar her türlü yükü taşıdı.
İlk plaj arabası: Böcek"Turizm beldelerinde kullanılmak üzere kapısız, kolay inilip binilen, açık, dağa, bayıra, plaja gidebilen bir araba istiyorum"... Rahmi Koç'un bu isteği, 7-8 ay içinde hayat bulacak ve dünyada bir ilk gerçekleşecekti. Dünyanın ilk plaj arabası, 1975 yılında otomotiv dünyasının ünlü yöneticilerinden olan Jan Nahum'un tasarımıyla hayat buldu. Daha sonra Tofaş'ın genel müdürlüğüne, Petrol Ofisi'nin CEO'luğuna kadar yükselecek olan Nahum, kaputuyla ön camı aynı açıdan giden dünyanın ilk otomobilini yarattı.
Ne yazık ki bu şirin plaj arabalarından sadece 203 adet üretildi, çünkü fazla rağbet görmedi. Nedenini ise Jan Nahum'un abisi Klod Nahum şöyle açıklıyor: "Biz belki gücümüzü kullanarak Türkiye'de olması gereken şeyleri zamanından önce yaptık."
Ünlü matematikçi Cahit Arf DYO'nun nano boyaları, Türklerin dünyaya armağanı döner ve yoğurt...

Resepsiyonist değil mucit oldu!ABD'de doktora yaptıktan sonra Ankara'ya gelen, ancak bir türlü iş bulamayan Ali Erdemir, tanıştığı bir milletvekilinden şöyle bir teklif alır: "İngilizcen var, Büyük Ankara Oteli'nin resepsiyonunda çalış." Erdemir, bu olaydan sonra ABD'ye döner. Bahsettiğimiz kişi, bugün aldığı ödül sayısını hatırlamayan bir bilimadamı. 90'ların başında borik asidin motor ve makinelerde sürtünme ve aşınmayı önleyen özelliğini bularak ilgi odağı haline gelen Erdemir, iki kez teknolojinin en büyük ödüllerinden olan R&D (Ar-Ge) Ödülü'nü aldı.
Birkaç yıl önce 'Karbon Film Kaplama' buluşuyla Discover Ödülü'ne de layık görüldü. Sürtünme katsayısını sıfıra indiren karbon atom kaplama buluşu, Amerikan Deniz Kuvvetleri tarafından gemilerde ve deni-zaltılarda kullanılmak üzere ele alındı.

Tişört, iç çamaşırı gibi ürünleri sıkıştırarak sevimli paketlerde tüketiciye sunduğu T-Box markası dünyada bir ilk... Sıkıştırılmış ürünlerin bulunduğunu, ancak bunun bir konsept olarak ilk kez Boyner tarafından sunulduğunu belirten T-Box Genel Müdürü Dilek Şensoy, dünyaca ünlü iç çamaşırı firması Victoria's Secret ile de dev bir işbirliği yaptıklarının haberini veriyor: "Victoria's Secret için özel olarak ürettiğimiz birbirinden farklı, rengarenk ambalajlardaki iç çamaşırlarımız tüm mağazalarında satışa sunuluyor. Ürünler ayrıca Victoria's Secret kataloglarında da yer alıyor." Mide tümörü ilk kez ağızdan çıkarıldıTıp literatüründeki bir başka ilkimiz de genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Selçuk Mercan'ın geçtiğimiz Ekim ayında yaptığı ameliyat... 33 yaşındaki bir kadın hastasının mide duvarındaki 6 santimlik tümörü ağızdan çıkarmayı başaran Prof. Dr. Mercan, böylece dünyada bir ilke imza attı.

Yapay zekayla dizi film4 bin 500'e yakın reklam filmi, 34 televizyon dizisi ve üç uzun metrajlı filmi olan Ali Murat Erkorkmaz, Eylül 2OO3'te dünyanın yapay zekayla yapılan ilk dizi filmi Robolab'i yaptı. Film, Show TV'de yayımlandı. Erkorkmaz, NASA'daki astronotların yer çekimi olmayan alanlarda rahatça yürüyebilmeleri için özel olarak manyetik bir ayakkabı da tasarladı.
Bu böcek 'Gozukarai'İsveç Linköping Üniversitesi'nde görevli biyolog Nidas Jansson, 2005'te 'km kanatlı böcek türlerini' araştırmak için Mersin'e geldi. Jansson, bu dönemde en büyük desteği Mersin Orman Bölge Müdürü Mustafa Gözükara'dan gördü. Dünyada ilk kez rastlanan bu avcı türü böceğe de onun soyadı verildi. Böcek, 'Hesperus gozukarai' ismiyle literatüre geçti.
Tasarımı tüm dünyada...Prof. Dr. Tuncay Uluğ, kulak ve kafa tabanı cerrahisi için tasarladığı mikro cerrahi aletleriyle adını tüm dünyaya duyurdu. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Uluğ'un 1999'da tasarladığı, 2000 yılında da bir Türk firmasınca üretimini gerçekleştirdiği bu aletler, şimdi dünyaca ünlü Alman Storz firması tarafından 'Ulug Double Sided Ear Microsurgery Instruments' (Uluğ Çift Taraflı Kulak Mikro Cerrahi Aletleri) adıyla dünya piyasalarına sunuldu.

Bonus Trink StickerGaranti Bankası, Temmuz'da kullanıma sunduğu Bonus Trink Sticker ile alışverişte devrim yarattı. Dünyada bir ilk olan Bonus Trink Sticker ile 35 YTL'ye kadar olan alışverişler tek bir dokunuşla gerçekleştirilebiliyor. MasterCard PayPass okuyucusu olan noktalarda kullanılabilen ürün, işlemleri tek bir dokunuşla Sticker'la okuyucuya dokunarak sıra beklemeden yapmayı sağlıyor. Cep telefonunun arkasına yapıştırılması önerilen Bonus Trink Sticker'lar dünyada New York Metrosu'nun da dahil olduğu 140 bin PayPass noktasında kullanılabiliyor. Yerü patentte Yüzde 363 artışTürk Patent Enstitüsü (TPE) Başkan Vekili Doç. Dr. Yüksel Birinci, son beş yılda yerli patent başvurusu sayısında yüzde 363'lük artış yaşandığını belirtiyor. 2001'de Enstitü'ye yapılan yerli patent başvuru sayısı 968 iken, 2006'da 3 bin 514'e ulaşmış. Bu sayı, yabancı başvurularla birlikte toplam 7 bin 500. TPE, iki yıldır Türk mucitleri yurtdışında tanıtmak amacıyla IENA Buluş Fuarı'na katılıyor. Bu yıl 1-4 Kasım'da Almanya'nın Nürnberg kentinde düzenlenen fuara katılan üç mucidimiz, bir altın ve iki gümüş madalyayla ülkeye döndü.

800'den fazla buluşun yer aldığı fuarda Murat Nural, 'Devrilmeyen Merdiven Sistemi' buluşuyla Serbest Kategori'de altın madalya alırken, Ersin Doğan 'Yüksek Güçlü Lazer' çalışmasıyla aynı kategoride gümüş madalyaya layık görüldü. Gürcan Gürses, 'Seramik Filtre Üretim Yöntemi' çalışmasıyla Kolej ve Üniversite Kategorisi'nde gümüş madalya aldı.
İSTANBUL BAŞI ÇEKİYOR

En çok patent başvurusu yapan iller: 2006

İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Kocaeli
Adana
Tekirdağ
Kayseri
Antalya
Gaziantep

Kaynak; TPE
Şubeye gitmeden kredi
Bankacılık sektöründeki ilklerden biri de Akbank tarafından gerçekleştirildi. Ekim ayında CeBIT Bilişim Eurasia'da tanıtılan Kredi Makinesi ile şubeye gitmeden bireysel kredi alınabiliyor. Belge ve kişisel bilgi ibrazından fotoğraf çekimine kadar tüm süreçler Kredi Makinesi'nde tamamlanıyor.

Geleceğe ışık tutan buluş!
Dünyanın geleceğini aydınlatacak önemli bir buluş da Bilkent Üniversitesinden geldi. Üniversitenin Fizik ve Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Hilmi Volkan Demir ile öğrencileri Sedat Nizamoğlu, Tuncel Özel ve Emre Sarı Edison'un icat ettiği ampule alternatif nanotekno-loji ürünü ışık kaynağı üretti. Çalışma, Nanotechnology isimli dergininin 14 Şubat 2007 tarihli sayısına kapak oldu. Nanokristal kullanarak beyaz ışık üretimini dünyada ilk kez ayarlanabilir renk özellikleriyle başardıklarını belirten Demir, buluşun yüzde 95 oranında enerji tasarrufu sağladığını ekliyor.
Güneş çarptı, keşif yaptı!Almanya'da yaşayan işadamı Ahmet Lokurlu, yaz tatilinde geldiği Türkiye'de güneş çarpmasına uğradı ve ardından önemli bir buluşa imza attı... "Güneşin gücünü neden soğutmada kullanmıyoruz?" sorusunu aklından geçiren Lokurlu, güneş enerjisiyle çalışan klima tasarladı.

Time Dergisi'nin kapak yaptığı 'çevrenin kahramanları' dosyasında bu buluşuyla yer alan ve dergi tarafından 7007 Çevre Dostu Ödülü'ne layık görülen Lokurlu, "Elektrik, gaz ve kömür gibi enerji kaynaklan çevreye büyük zarar veriyor. Güneş enerjisinden soğuk hava elde etmek hem daha ekonomik, hem de çevreye zarar vermiyor" diyor.

Mouse tarihe gömülüyor
Anadolu Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Elektrik Elektronik Bölümü'nde görevli üç Türk 'göz dokunuşu' adlı bir program geliştirdi. Araştırma görevlisi Cihan Topal, Yrd. Doç. Dr. Atakan Doğan ve Doç. Dr. Ömer Nezih Gerek'in bu çalışması, engellilerin de bilgisayar kullanabilmesini sağlayacak. Projeye göre gözüne gözlük şeklinde bir aparat takan kullanıcı, bilgisayardaki işletim sisteminin imlecini istediği yere konumlandırıp, göz kırpma hareketleriyle istediği işlemi yapabiliyor. Aparatın üzerindeki yazılımlar sayesinde kullanıcı, mouse ile yaptığı işi bu aparatla yapabiliyor.

Ameliyat aletine 'bypass'
Türk doktor Hüseyin Okutan, bypass ameliyatlarında damar tutmayı kolaylaştıran bir alet geliştirdi. Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli olan Okutan'ın buluşu, açık kalp ameliyatları için büyük kolaylık sağlıyor. Türk Patent Enstitüsü'nden 'faydalı model patenti' alan Okutan, bu aletle şimdiye dek 50yi aşkın ameliyat gerçekleştirdi.

Bu boyalar çok akıllı
Nanoteknolojiyi Türkiye'de ürüne dönüştüren ilk şirket olan DYO; tekstilden kimyaya kadar sanayinin tüm kollarında kullanılabilecek olan ve malzemelerin fonksiyonlarını artıran bu teknolojiyle ürettiği 'nano' boyaları iki yıl önce piyasaya sundu. Böylece Türk tüketicisi ışıkla kendini temizleyen, çizilmeyen, yangın geciktirici boyalarla tanıştı ilk kez.,, DYO'nun akıllı boyaları Avrupa Patent Ofisi tarafından 'buluş' olarak rapor edildi.

Tüm kartlar World'de...
Bankacılık sektöründe ilkler yaratan Yapı Kredi, 6.5 milyon kullanıcıya sahip olan World Card'ı Kasım'da tek bir kart altında yapılandırdı. Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Nazan Somer, "Cüzdanlardaki kart enflasyonuna son veriyoruz. Bu yeniliği milad ilan ediyoruz" diyor. Yeni sistem sayesinde tüm banka kartları ile kredi kartları World çatısı altında toplanıyor. Ayrıca banka kartları da World avantajlarından yararlanıp puan kazanabiliyor.

Mucitler yurdu Anadolu
Son yıllarda inovasyonu keşfeden Anadolulu firmalar önemli buluşlara imza atıyorlar. Dünya Gazetesi'nin geçtiğimiz Ekim ayında yaptığı araştırmasında yer verdiği buluşları ve halen yürütülen çalışmaları sayfalarımıza taşıdık:

Termal ayakkabı: Konyalı Otantik Ayakkabı'nın Selçuk Üniversitesi ile geliştirdiği uzaktan kumandalı termal ayakkabı, kışın ayaklan 35 dereceye kadar sıcak tutabiliyor. Ürün, seri üretime geçmek için destek bekliyor. Çantada taşınabilir
HES: Türkiye Elektromekanik Sanayi A.Ş. çantada taşınabilecek büyüklükte ve bir evin elektriğini karşılayabilecek düzeyde mikro türbin üretmeyi planlıyor.

Sinekkovar perde: Bursa'da faaliyet gösteren Elvin Tekstil, sivrisineklerin verdiği rahatsızlığı sona erdirmek için içeriğinde özel kimyasal bulunan sinekkovar perde üretti.
Alternatif rögar kapağı: izmir'de üretim yapan Dekorsan, rögar kapaklarının ölümlü kazalara yol açması ve sürekli çalınmasından hareketle 52 tonluk alternatif bir rögar kapağı tasarladı. Ürün, faydalı model patenti aldı. Ürünler yolda olgunlaşıyor: Erman Nakliyat, tır içi iklimlendirmeyi gerçekleştirdi. Şirket bu sayede, meyve ve sebze taşımalarında ürünü ham halde alıp, teslim edilecek bölgeye kadar olgunlaştırıyor.

Kuyruksuz rüzgar türbini: izmir'de faaliyet gösteren Altema, kuyruksuz rüzgar türbini geliştirdi. Rüzgar enerjisinden daha çok yararlanıldığı bu model için ABD ve Türkiye'de patent başvurusunda bulunuldu
Rotahaber.com

Oğlunun sigara içmesi, babaya 9 bin dolar kazandırdı!


Kanada’nın Montreal kentinde, 15 yaşındaki oğlunu arkadaşlarıyla sigara içerken yakalayan baba, oğluna Noel hediyesi olarak aldığı 90 dolarlık video oyununu internette açık artırmada 9 bin 100 dolara sattı.

Nintendo şirketinin oyun konsolu Wii için hazırlanan "Guitar Hero III" video oyununu iki hafta aradıktan sonra almayı başaran baba, ancak bir gün işten eve erken dönünce oğlunu evinin arka bahçesinde iki arkadaşıyla sigara içerken yakaladı.

Bu duruma çok kızan ve oğlunu sigara alışkanlığından vazgeçirmek isteyen baba, piyasada zor bulunan bu oyunu internette satmaya karar verdi.

Kimliğini açıklamayan öğretmen babanın bu girişimi, ailenin banka hesabına yaradı ve 90 dolarlık oyunu bir Avustralyalı 9 bin 100 dolara satın aldı.

Ancak baba, yaramaz oğlunu Noel’de hediyesiz bırakmayı düşünmediğini belirtti.

Haber 7

Soygun sahnesi gerçek sanılınca


Undergraund filmi gibi... Angola'da, soygun sahnelerinin yer aldığı bir filmin çekimi sırasında polisin olayı gerçek soygun sanarak ateş açması sonucu 2 aktör hayatını kaybetti.

Filmin yönetmeni Radical Ribeiro, AFP ajansına yaptığı açıklamada, Angola'nın başkenti Luanda'nın bir banliyösünde çekim yapıldığı sırada, ölen aktörlerin elinde oyuncak silahların olduğunu söyledi. Polisin sete baskın düzenlediğini ve yakın mesafeden ateş açtığını anlatan Ribeiro, iki aktörün yere düştüğü anda nasıl donup kaldığını anlattı. Ribeiro, "Lütfen ateş etmeyin, bu bir film" diye bağırıncaya kadar polislerin ateş açmaya devam ettiğini, daha sonra yaralılara yardım etmeden olay yerini terk ettiklerini söyledi. Angolalı yetkililer, yönetmen Ribeiro'nun bu iddiaları karşısında henüz bir yorumda ya da açıklamada bulunmadı.
Haber 7
Özel Arama